
Yaşama tutunmayı bir ay önce bırakan amcama son hipno-terapi ile müdahale ettirmem de kafi gelmedi,beklenen son beklendiği gibi solunum depresyonu ile sonucu oldu. Ölenlerin ardından cenaze evindeki herkes bir anısını anlatır. Rahmetli şöyle yapardı, şöyle derdi, vs vs… Ama en gerçekçisini eşi yengem söyledi. Amcan az ama öz konuşurdu. Sülalede herkes konuşmakta ishal olmuş bağırsaktan farksız olduğu halde amcamın neden kabız çeneli olduğunun nedenini belki ilerde uzun uzadıya anlatırım. Akşam eve geldiğimde sevgilim Sıdıka hanım ‘sevgilim kurtardı, bak ilerde ağrıları daha da artacaktı’ diye beni teselli etmeye çalıştı. Kurtardı sözcüğü beni rahatsız etmiştir hep ama ambulansla hastaneye götürülürken amcamın ‘eczahaneciyi çağırın gelsin beni kurtarsın’ cümlesi ölüm vapuruna binmek üzere olanın bile, sonunda belki birinin gelip onu kurtaracağı şeklindeki mucizeleri beklemekten alıkonulamayacağının göstergesiydi. Yoğun bakıma aldıklarında benim sesimi duyduğunda gözleri kapalı olduğu halde yanağına süzülen gözyaşı ise bana verdiği değerin göstergesiydi. Hani hayvanlarda içgüdüsel bazı şeyler vardır. Birincisi kendinden güçlü birini gördüğü zaman
kaçar,ikincisi kaçamayacak durumdaysa
savaşır,son çare olarak sırt üstü yere yatar gövdesini açar ve
teslim olur,yani şunu demek ister ‘şu anda senin elindeyim ,istersen beni öldür istersen hayatımı bağışla’. Amcam kaderle savaşamayacak kadar güçsüz, teslim olamayacak kadar korkak bir anında ölümle yüzleşti.
Amcamın eşi ‘az ve öz konuşurdu amcan derken’ ne demek istedi merak ettim. Sordum
- Yenge amcam ne konuşurdu genelde.
- Her şeyi konuşurdu.
- Nasıl her şeyi.
- Sabah kalkar kalkmaz,sofra hazır mı derdi.
- Eeee
- Sonra kahvaltısını yapar,camiye giderdi.
- Niye.
- Bilmem,arkadaşlarını görürdü işte
- Yenge,cami dediğin yer kahvehanemi ki sabahın köründe camiye gidiyor
- Bilmem sonra öğlede gelip yemekte ne var diye soruyordu.
- İlginç
- Sonra gene camiye giderdi.
- Bu cami olayı kafama takıldı. Eminsin değil mi camiye gittiğine.
- Şişşşt ölen adamın arkasından içime şüphe atma!
- Merak ettim,evde ne yapardı.
- Odasına çekilir dini kitaplar okurdu.
- Konuşmazmıydı
- Konuşmaz olur mu,mandalina soy getir derdi mesela.
- La havle,yenge normal bişi anlatmaz mıydı.
- Yok amcan dedikoduyu sevmezdi bilirsin.
- Çocuklarıyla,onların sorunlarıyla mesela
- Hepsini evlendirdik,koca çocuklar oldular. Amcan görevini yaptı.
- Ama babam hala beni arayıp oğlum nasılsın bişeye ihtiyacın var mı diye sorar. Ben üstelik hem evlendim,hem boşandım.
- Amcan yapmazdı,zaten çocuklarda senin kadar gelmezlerdi.
- Alla alala
- Haaa bi keresinde canı adana çekmişti. Oğlunu arayıp bana adana getir dedi.
- Eeee
- O da ‘baba ben Sarıyer deyim sen Bakırköy de ,gelene kadar soğur,yenmez’dedi
- Kim manyak anlamadım,baba mı,oğul mu.
- Amcanda küstü,ölsem son dileğim bi adana olsa, getirmeyecek bu herif bana dedi.
- Amcam haksız sanki.
- Yok bi kere istemişti oğlan getirdi,adanayı beğenmedi yağlı olmuş dedi. Gene küsmüştü oğluna,konuşmadı.
- Getirmediği zaman ..
- Hee.O zamanda bi yıl küstü.
- Sonuçta amcam oğlunun bişeyine kızdığı zaman her halükarda adanayı bahane edip küsüyordu. Doğru mu?
- Demek ki öyle. Bak biz niye düşünemedik bunu. Kaplıcaya kayınvalidesini götürmüştü,amcanı götürmedi. Demek ondan yaptı amcan.
- O şükür,adam öldü yeni anladın yenge. Hiç mi işaret alamadın adamdan yaa.
- Kedisini dışarı göndermişti 3 gün gelmedi diye kediye küsmüştü bi kere de.
- Odamı kaplıcaya götürmedi amcamı.
- Yok ,amcan briyantinle kediyi taradı sonra poposuna vurup ‘hadi aslanım rastgele’ diyip hayvanı dışarı saldı.
- Eeeee
- Kedide 3 gün gelmedi,sonra geldiğinde ‘seni hovardalığa gönderdik,insanlık ettik,3 gün merak içinde bıraktın beni,konuşmuyorum senle’ dedi.
- Eeeeee,yenge kediyle sizden daha uzun konuşmuş İster misin yenge mirası da kediye bırakmış olsun.
- Saçmalama
- Amcam bu yapar mı yapar..
- Ne mirası yaa,sanki hanlar hamamlar var.
- Bilmiyorum belli mi olur.
- Toru topu iki tane ev var, birinde oturacam birinin de kirasını alacam.
- Valla yenge sen tapulara falan sahip olda her ihtimale karşı. Hihihih
- Delinin aklına taş sokma oğlum. Dur bi bakiiim. Allahtan rahmetli herşeyi dosyalardı.
- Şaka yaptım yengeee. Olur mu öyle şey. Kediye miras bırakılır mı.
- Al işte buldum,oku bakim ne yazıyor burada.
- Muvakatname
- O ne demek oğlum okusana.
- Yenge sana bi iyi bir kötü haberim var.
- Film gibi konuşma,delirtme beni.
- Önce kötü haberi vereyim. Bu muvakatnameye göre amcam diğer evi cami yaşatma derneğine bağışlamış. Bunu da tapudan onaylatmış.
- Amanınnn. iyi haber nee??
- İyi haber bu evi de o derneğe bağışlamış,ama sen ölene kadar bu evde cüzi bir kira vererek kalabileceksin.
- Şaka değil mi oğlum. Seni şakacı,hep aynısın hiç değişmemişsin.
- Valla değil yaa.
- Eeee Mahmut bey mezarında dik dur emi. Kabir azabı çek,sürüm sürüm sürün emi.
- Yenge ayıp oluyor ama.
- Bunca yıl saçımı süpürge ettim. Allahından bulur inşallah
- Yaa adamcağız öldü.
- Gebersin,soysuz
- Yenge ama sen de adamla iki kelime konuşmamışsın sağken,imam daha çok konuşmuş ona vermiş her şeyi.
- Aahh ahhh,aklım olsa amcanı boşayıp imamla evlenirdim.
- Sapıtma yenge.
- Bu yaştan sonra ne yaparım ben. Dur Melike hanımı bi arayayım.
- Melike hanım kim yaa.
- Sus sende aynı sülaledensin. Alo Melike bizim aşağı caminin imamı evli mi?
- Höööö
- Ohhh,ohh . ne zaman öldü?
- Noluyo lennnn.
- Tamam gelsin beni istesin. Ama amcanın 40 çıksın öyle.
- Aklıma bişiler oluyor.
- Hadi öptüm,byeee
- Byeee mı,yengem cozuttu.
- Evi o sakalıyla yedirecek göz var mı bende.
- Şık olmadı yenge bu hareket ama.
- Çüzzzz yavrum ,naş hadi. Sen benim organizasyonlarıma karışma.
- Allah bildiği gibi yapsın ,ben gidiyorum..
- Fatiha oku amcanın arkasından.
- Pek tabi.